24 Aralık 2018 Pazartesi

Erkeklerin Yaşam Tarzı Kadınsızlaştı

Epey bir zaman önce eski şehrime elimizde büyüyen arkadaşımızın kızının düğününe gittik. Eski solcuların ve Chp yönetiminin arzı endam eylediği bir mekanı canlandırın gözünüzde. Mekan bi girdik tüm kadınlar içerde erkekler dışarda "yav kına gecesine mi geldik?" dedim. Şerif de çıktı dışarı ben 10 dk oturdum bastılar tabi.

 Çıktım bahçeye oturdum erkeklerin yanına ağzıma geleni söyledim. "Kıravatsız, tıraşsız, kahve adamı gibi sıralanmışsınız, neden eşlerinizin yanında oturmuyosunuz? Nereniz çağdaş lan sizin, siz mi çağdaş dünya vaad ediyosunuz okey masası elemanı kılıklılar, ayyyy içim daraldı ayyy fenalaştım." Eski arkadaşlarım kahkahalarla gülüyorlar, "özlemişiz yav senin giydirmelerini" diye. alınan yok, ne anlatmaya çalıştığımı düşünen yok, koca şehir köy kahvesine dönmüş.

   İzmir kısmen daha iyi diye düşünüyordum, daha çok gözlemlemeye başladım. Geçende İzmir'de bi veledim evlendi, enfes bir ortam şık insanlar. Bir masa dolusu sıra gecesi saz heyeti gibi bisikletçi abiler, tek kadın yok hepsi eşsiz gelmiş berbat görüntüydü.  

   Kadınlarının bisiklete binmediğinden şikayet ediyorlar, hiç bir yemekte, bir toplaşmada, bir organizasyonda eşler yok yanınızda, "çağırıyoz gelmiyolar" demeyin, yemem. Lan sizler fark yaratacakken erkeksiz dünya yaratmışsınız bile. Kara ve mizahsız erkek dünyası kadınsız iyice sevimsizleşen erkekler, ülkem adına içimi çoktan kararttınız...   

26 Nisan 2018 Perşembe

Az Bilinen Antik Kentler Bisiklet Turu (ABAK)

   Bisikletle gençliğimden sonra yeniden buluşmam 9 sene önceye dayanır. Bu yıllar içinde üç Gökova bir Kapadokya kamplı turuna katılıp rampa çıkamadığım için tüm turlardan çok eğlenmiş çok mutsuz dönmüştüm. Dolmuş kamyon tepesinde tamamladığım için sınırlı sayıda katılımcı kabul edildiğinden yer işgal etmiyeyim diye gitmeme kararı aldım (bir sürü yan nedenlerde var).

   ABAK doğuşuna büyümesine başarıyla yıllardır gelişmesine yakın tanığım. Sıfır egolu en sevdiğim veletlerimden Olcay Ormankıran'ın ne kadar büyük emekler harcadığını bilip, yaşayarak görünce kocaman bir vayyyy çektiğim turudur.

   2010 yılında on kişilik grupla ilk test turunu yapan ABAK, 2012 de kapılarını herkese açtı 7.cisini bu yıl yaptı. Kontenjanın 100 kişi ile sınırlı olması en üzücü yanıdır, iki yıldır başvurup bu sene yedeklerden girebilen birinin sevincini dinledim. Gönül ister ki binlerce olalım ama inanılmaz yoğun emek harcanmasına tanık olup yaşayınca anlıyoruz ki çok zor ama dileyelim olsun :)
     

   111 kişilik kocaman bir aile olarak komün hayat yaşadık. Dört günde İzmir'e yakın çevrelerdeki az bilinen antik kentlerinde şahane Arkeologların sunumlarıyla bilgilenip, doğanın içinde trafikten kısmen uzak kahkahalarla keyifle 200 km pedal bastım. Sanki daha fazla da bu kilometre saati bozuk mu Şerif? Aha delircek şimdi bozuk demiceksin :))  Ben Sultan stayl pedal bastım sadece, her sorumluluk onda  :)))

   57 yaşımda bana rampa çıkabileceğimi azcık zorla öğretti ABAK, çünkü arkada araç yok "ayyy gidemedim beni alınnn" diyemiyosun. Eşyalarını kendin taşıyosun bisikletli gezgin olmanın kursu oluyor bu. He diyececeksiniz "sen eşyanı taşıdın mı?" Yok ben maraba Şerif'e (eşim) yükledim eşyaları :) İçlerinde sevdiğim veletlerimin  "gel gidemezsen yardımcı olucaz" demeleri olmasa asla cesaret edemezdim, onlara ömrümce minnettarım. Çok da yardımları gerekmedi bir şey daha öğrendim ki onların arka bagajlarından dolayı bana el atmaları çok zor ve tehlikeli, ona rağmen birkaç yerde kıyamayıp yardımcı oldu merhametli yüreklilerim. Bir kaç yerde de inip yürüdüm o da bacak kaslarıma destek oldu.

   Şimdi kendini beğenmiş uzun yol turcuları var bunlar hiç birşeyi beğenmezler, her fırsatta laf sokarlar, gerçi ben kalmam altta da valla karı koca ikimize ayrı koydu lafı hatunun biri :D Ben rampaları çıkabilmiş olmanın şaşkınlığı ve keyfiyle anlatıyom bu yandan giydirdi bana "ama yüksüz çıktın" dedi. Laynnn insan takdir eder bi de laf sokuyo dedim :))) Aynı hatun Şerif veletlerden yüklemede yardım isteyince  bu yine giydirmiş " ben tek başıma toplayıp yüklüyorum eşyalarımı" demiş :)))) Zulme uğradık ayol, kadından ailecek tırsıyoruz, ayrılırken "bize de bekleriz dedik İzmir'de kalacağım yer çok" diye de son atışını yaptı :))))  

   Katılımcı çeşitliliğiyle de çok özel bir yere sahip ABAK. Görme engelli tandemliler, bebek taşıyıcılı anne babalar, öğrenciler, müzik yapan gençler, daima genç kalanlar, kendilerine yavşayan kimsenin olmadığı ortamda kendi olan kadınlar. Kadın erkek keyifle cinsyet ayrımsız herşeyi unutabilerek, akşama ne yemek pişircez ayyy nerde yiycez acıktım susadım çişim geldilerin tüm planlarını yapan gönüllüler sayesinde tıkır tıkır işlediği. Tek yapacağının gücünü sınayıp, pedala basmanın derin hazzını yaşayıp, keyif alıp keyif vereceğin turdur ABAK.

   Bu turun en mideden destekçileri, sağlıklı vejateryenlere ayrı enfes yemekler yapan ve hep kocaman gülümseyen keyifli çifti Macide ve Berktuğ onca pedalda emekleri vardır. Eleştiriye açıklar bozulmayıp  herşeyi dinleyip kayıtlarına alıyorlar az bulunuyor bunlardan tanımaktan mutlu oldum. Bu kadar iltifatımın sebebi sabahları verdikleri filitre kahve değil "valla bak tekerim patlasın" (nassolsa ben tamir etmiyom :D ). 

   Benim kendi bedenimin güçlenmesinin sebebinin, iki yıldır yarımda olsa ketojenik, bol probiyotik, bol proteinli beslenmeye geçmemin etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Çam alerjim olduğunu netledim çamlık alanlarda buffımı burnumdan hiç çekmedim çok işe yaradı. Bedeninizi tanıdıkça ruhunuza da birileri destek atınca 57 yaşında "daha yaşlanmamışım ölmüyorum ayol" diye meşaleyi yakıp zafer turu atıp sokaklarda bağırasın geliyomuş :))) 

   EBİT Ege Üniversitesi Bisiklet Topluluğu siz ne muhteşem gençlersiniz, gözlerimi doldurup yüreğimi aydınlattınız. Tüm gönüllük işlerindeki sorumluluk duygunuzun çokluğu, olumsuz hiçbir taşkınlığınızın olmaması, enfes kahkahalarınız herkese güleyüzünüz, çevre duyarlılığınız, neşeniz keyfiniz taştı bizlere bulaştı bu ülkenin geleceği sizsiniz tşkler gençlerim.Sizlerle foto çekilmemişim ona çok yandım. Size daha önce taktığım lakabı yeniden hakettiniz "bisikletin balerin ve baletlerisiniz" <3

 Emeği geçen herkese tşkler, ve yine "veletlerim ille de veletlerim" derim, onlar sayesinde katıldım <3 <3        

8 Mart 2018 Perşembe

Sanat Ne İçin Yapılmalı?

   95 senesinin 96 ya bağlandığı yılbaşı gecesini iki arkadaş planlamıştık. İş arkadaşlarımızdan oluşan bir gruba tanıdığımız mekanı kapatmış, menü ve proğram üzerinde mekan sahibi Orhan abiyle anlaşmış "dansöz bile gelecek" diye anonsu da yapmıştık.

   Gece güzel başladı yemekleri her daim güzel olan mekanda keyifle eğleniyoruz neşeli eğlenceli bir akşam yaşıyoruz. Dışarda feci bir soğuk aralıklı yağan bir yağmur var, içerisi sıcak insanlar mutlu. Saz sanatçıları gelip çalıp söylediler hep bir ağızdan şarkılar atamızdan yadigar göbeklerimizi atıyoruz.

   Saat 24 den sonra herkes çakırkeyif dansöz geyiği harlandı "hani nerde bu dansöz, kandırıldık mı? Gelmeyecek mi?" kahkahalarla konuşuyoruz. Kapı açıldı dansöz geldi ayağında terlikler üzerinde incecik bi şal üşümüş rengi solmuş, şişe dibi kalınlığında gözlükler, kimbilir kaç mekanda dans etti . Direk masaların üzerine çıktı sazlar çalıyor, çıt çıkmıyor bizlerden. 

   Herkesin başı önünde, masanın üzerindeki morarmış danseden ayaklar, gözlüklerin kalınlığı bizi iyice sessizleştirdi. Dansözle durmadan oynayan bir tek Muhasebeci Ayhan var, o da ertesi gün hiç bir şey hatırlayamayacak kadar kafası güzel. Dansöz dansetti gitti, bize sonsuza dek beyaz çerçeveli kalın camlı gözlüklerini üşümüş ayaklarını bıraktı.

   Geçen akşam bir yerli filmde işsiz kalan saz ekibinin hüzünlü sahnesi beni yine o geceye ışınladı. Ne zor ne çileli bir iştir eğlence mekanlarında sanat icra etmek.

   Sanat toplum için mi? Sanat sanat için mi? Geyiğine girmeyeceğim, sosyal güvencesiz aç kalmayalım diye yapılan hiç birşey gerçek SANAT değildir o sadece bir iştir. 

   O geceden 15 gün sonra işten çıkarıldım bir daha da çalışamadım. O geceden 18 gün sonra o geceyi beraber planladığımız dostumuz kendi isteğiyle çekti gitti bu dünyadan, kendi çekip gitmenin ağır vurgununu bıraktı bizlere. O topluluk bir daha hiç bir araya gelemedi. Tüm çalışanlarıyla aile olduğumuz o mekan anlamsız bir şekilde kapandı, sanki anılarımıza gömüldü...