8 Mart 2017 Çarşamba

Fo-Ce Yumurta Kuyrukları

   Piyasada denemediğim yumurta kalmamıştır organiğinden özel üretime kadar. Beğendiğim çıksa da devamını teminde zorlandığımdan aramalarım devam etmiştir her daim. En sonunda Bostanlı Hakimevi kantininde satılan Foça açık cezaevi mahkümlarının üretimi olan yumurta ve peynirlerle tanıştım doğal ve sağlık kontrolleri yapılan ortamda lezzetiyle üretildiği söyleniyor (gözümle görmedim). Benim için dehşet kokusu olmasın yerken de bir lezzeti olsunu yerine getirdiklerinden kuyruklardaki yerimi zaman zaman alır oldum.

   Her kuyruğum festival gibi hep ilginç karakterler arzı endam ediyor. Sabahın 7.5 da kuyruğa girenler var ben 8.40 gibi arzı endam ettim hep. Yumurta sayısı az ve beğenenler gittikçe çoğaldıkça kuyruklar uzuyor. Satışta duran Mesut bey işini ciddiyetle yapıyor gelen yumurta sayısını hızla hesaplayıp kuyruğuda sayıp şu kişiden sonrası beklemesin de diyor. Geçen de tam buradan sonrası dediği alamayacak olan muhtemelen eski hakim tipli sımsıkı giydirilip gönderilmiş (hava soğuktu) ergen havalı tonton beyefendi homurdanmaya başladı - Olur mu yav bu işe bir çare bulunsun olmaz ki efendim !! Diye mırmır ötüyor. Hehehe yandın abicim sen şimdi evde ne fırça yiyeceksin, avlanmadan eli boş dönen taş devri adamı gibi yandan yandan git gare :).

   Bir seferin de de belli ki eski tüfek bir abimiz sigaradan bıyıklar röfle olmuş inceden isyan etti -Kim karar veriyor arkadaş bu yirmi yumurtaya neden on değil otuz değil de yirmi bana biri bunu açıklasın!!! Kişi başı yirmi yumurta kuyruk çoksa yumurta azsa on veriliyor, ama normali hep yirmi. Yav eski tüfek abi açıklansa nolucek sen bu gün yumurta alamadın hadi bakam tırs tırs eve bu afilli halinle fırçayı yiyeceksin yine de :)

   Yakınında kahve var oradan adam çağırayım kahve ısmarlarım, gir arkadaşım benim için kuyruğa kırk yumurta alam bir ay gelmem bari diye düşünür de olmuştum :D

   Bu gün baktım çok yağmur yağıyor heh kalabalık olmaz  yav deyip fırladım gittim. Karşıdan baktım oh oh şemsiye sayısı az, yaklaşınca farkettim ki apartman girişlerine sokulmuş en az elli kişi. Neyse ki muhabbet sever milletiz, tahmininiz doğru ben bulaşıyom okey masası gibi kuruyoruz ortamı yoksa vakit geçmiyor. İlk kez çok gecikti Foça'dan gelen kamyon, yağmurdan sanırım. Yağmur yağıyor durmadan, hava soğuk, kuyruk kalabalık, herkes gerildi almadan gitme olasılığı çok, kaynak yapmaya çalışanlara havlayanlar çoğaldı. Baktık kamyondan habire yumurta kolileri iniyor onyedi ye kadar saydık şaşırdık çok fazla, noluyo yav diye birbirimize soruyoruz.

   Kuyrukta ki beyefendiler alkışlayıp "dünya kadınlar gününümüzü kutlayıp" yumurta çokluğunu ona bağladılar. Kasada ki Mesut beye -Herkes Mesut bu gün dediler o da - Dünya kadınlar günü ondandır deyip kutladı bizleri. Ve daha şaşırtıcı olansa isteyen herkese  altı koli verdiler (bir kolide 10 tane var).Bu bağlamda Foça Cezaevi tavukları fazla mesai yapmışlar kadınlar günümüzü kutlamak için, popolarına sağlık hepsine uzun ömürler dilerim :)

   Not; Başlıkta ki Fo-Ce yumurtaların üzerine vurulan tarihli damgadır...

16 Şubat 2017 Perşembe

Bordo Koltuktan Newyork'da ki Eskiciye

   Dün gece acaip bir an yaşattı bir arkadaşım bana. Gece saat 24 de Newyork'tan görüntülü aradı "bak yürüdüğüm sokağı gösteriyorum sana" dedi yürümeye başladık. Oysa ben her zaman ki gibi bordo koltuğumdayım ama 25.ci cadde de yürüyoruz. "Burada şöyle dükkanlar var, bak bu da dün  mavi fincanı
aldığım eskici" dedi içeriye girdik (film gibi rüya gibi acaipti) alt katı gezdik, bir sehpa üzerine konuştuk "ebru mu onun üzeri" dedim, yaklaştı sehpaya (yani telefonu yaklaştırıyor ama kameraman gibi.) "Yok mürekkeple yapılmış galiba" dedi krem renk üzerine  uçuk kırmızı ile ince ince çizilmiş  resimler olan 65 dolarlık bir sehpa. O anda anı oldu ben de o sehpa mavi çay fincanlarıyla kayıtlarıma girdi bir daha unutmam. "Bak o fincanların tabaklarını toplamış almış birileri iki fincan kalmış" dedi. 

   Üst kata çıktık (çıktık diyorum ayol Black Mirror bölüm ben sanki ), evlerinden herşeyi bağışlayan insanların eşyalarının satıldığı bir eskiciymiş burası eski elbiseler, kitaplar hepsinden konuştuk mır mır yanyanaymış gibi. Sonra evine geldi bir birimizi uğurladık. 

   Işıklar yandı film bitti, uyandım rüya bitti ve ben bordo koltuktayım, laynnn Newyork iyiydin ışınlanıp gidip geldim :)

   İlk görüntülü konuşmam değil Londra ve İsviçre'de yaşayan dostlarımla görüntülü konuşup kahveler içerim karşılıklı laflarız, teknolojinin bu çağına yetişmiş olmaktan mutluyum. Newyork'da ki görüşmede acaip olan, sokaklarda eskici de falan gezmek ve burada gece yarısıyken orada akşam üzeri olması, havanın güneşlik olması ilginçleştirdi olayı.

   Benim çocukluğum kütüphane basamakların da görevli memuru beklemekle geçti, durmadan okuyan mahallede benim gibi kızın olmadığı bu yüzden yalnız okuduğu kitaplarla başka dünyalara kaybolan bir çocuk olarak büyüdüm. Sonra sinemaya aşık oldum yine benimle pazar günleri sekiz film seanlarına gelen kız arkadaşım olmadı hiç yine yalnızdım. 

   Kızlar evcilik oynar kanaviçe dantel yaparlardı (dayatılan kadın olma halleri) hepsini denedim ve çok sıkıcı buldum dantelde kanaviçe örgü hepsini bilirim, yaparım da ama seni bir yere götürmüyor ki kitaplar filmler gibi uçurmuyor başka dünyaları tanıtmıyor. Hep aynı yerde oluyorsun düşsüz hayalsiz çok manasız gelmişti. On yedi yaşıma kadar sokaklarda oynadım, oynamak hareket etmektir, bir kız için Manisa'da on yedi yaşında sokakta olmak o yıllar için aykırı duruştu.

   Şu anda da kabul günleri yaşdaşlarımın dernek  toplaşmaları (bulamadım manyak yaşdaş grubu) darlıyor beni. Kitaplar dergiler filmlerle günlerce evden çıkmadığım oluyor. Hava güzelse sahile çıkmak bu şehirde en sevdiğim kişisel aktivitemdir.

   Ben ne kadar küçücük yaşama kozamı kursam da etrafıma doluşanlar beni bir sürü ülkeye taşıyor. Veletlerimin çoğu kıçları yer görmeden geziyorlar, çok da güzel anlatanları, hikayeler taşıyanları var. Ben sanki bordo koltuktan dünyaya bağlanıyor gibiyim, en etkileyicisi de akşam ki perfonmans oldu. 

  Dün akşam için teşekkürler velet ruhlum, velet deyince bir daha aklına yaramaz erkek çocukları gelmesin olur mu? Veletliğin cinsiyeti yaşı olmaz, sıradanlığa kafa tutmaktır, farklı olmaktır, dayatılana çok da itaatkar olmamaktır, gibi bir sürü anlam yükleyebiliriz :)