26 Nisan 2013 Cuma

Ömrümüze Şahit Olanlar

   "Aldığım yolun uzunca bir bölümünü bilen, gören kimse kalmadı yaşayan. Kendime şahit bir kendim kaldım." Nermin Bezmen'in "Sır" romanından alıntıdır bu sözcük. Deldi geçti ruhumu. 

   Akşam karamsar bir arkadaşla konuşurken sordum "Ana, baba, kardeş yakın dost kaybı yaşadın mı?" diye. İnsanın yaşamını derinleştiriyor kayıplar. O da "kendimin ölebileceğini yaşadım sert bir hastalıkla" dedi. İkisi aynı şey mi çok anlayamadım ama, sevdiklerin birer birer giderken yanlızlaşıyorsun, aldığın yolun şahidi kalmıyor . Yaşlılık böyle bir şey sanırım, kendinden başka şahit kalmaması.

   Ağbimle ne zaman beraber yemek yiyip,  rakılansak, tüm eski anılarımızı bir bir temize çekeriz, tüm sevdiklerimizi tek tek anarız. Kah ağlar, kah kahkahalarla güleriz. İkimizden başka kimse kalmadı, ömrümüze uzun yıllardır şahit olan.

   Yeşim Beckman'ım çok sever eskileri konuşmayı. Uzun uzun anarız. Gözlerimi doldurdu geçen de "sen benim en eski anılarıma sahip tek kişisin, anlamın büyük" dedi. Onun da anne baba gitti. Kardeşle çok uzak düştüler. Bu yüzden anı taşıyanlar, ömrümüz de çok değerliler ve azlar.

   Sizi çocukluğunuzdan bu yana tanıyan, muhabbeti güzel insanlara özel vakit ayırın, gidin onlarla laflayın, eskileri anın. Ama ruhu neşeli olanlarına heee, bir de mezarlık bekçileri vardır, sakın sokulmayın onlara. Onların alınlarında koca ışıklı bir tabela, yanar söner hep "kıçınıza pamuğu tıkayacaklarrr" yazar.
Lan sanki ben kazık çakacam diyorum da, sen ne halt etmeye durmadan sölüyosun ki bunu. Neşeli muhabbeti yoktur, hep ölmüşleri anar da, o ölmüşün bir tane kahkaha dolu anısını taşımaz sana. Ölü ve ölüm seviciler derim onlara, kaçın onlardan, hemmen  :)

   Antik Kentler Turunun 2cisini yaptı Olcay'ım, İzmir'in gururu oldu. Katılamıyoruz kızımızın sınav durumundan dolayı. Birinci gün korsan takıldık peşlerine azcık. Pırıl pırıl gençler gelmiş ülkemin dört bir yanından, tanışma fırsatım oldu çoğuyla.
  İçlerinden bir kaçı tam velet, anında sokuldular, bizim makara ve keyif yanımızın kokusunu alıp, dibimiz de bittiler. Karışıp gittiler içimize, sanki yıllardır tanışıyomuşuz gibi. Kısacık eşlik ettim, ayrılırken bisikletimi kenara çektim, yüzlercesi akıyor, ben "iyi turlarrr" diye bağırıyorum.  Ömer'de bana bağırıyor "Sultanımmmm" diye. Baktım hayat sever Secom'la kanka olmuşlar bile. 

   Bu anlattığım gençler HAYAT tutkunu, anında iletişim kuran, muhabbete katılan, kahkahalı ruhlar. İzmir'de bir sürü iz bıraktılar. Aynı turda olup, sessizce bisikletine binip geri dönenler ise, ne kadar iz bıraktı bilemem, ama çok olmadığına eminim. Her yerde size gülümseyen insanlarla ilişki kurun, sohbet edin, iz bırakın, iz bırakmalarına izin verin.

   Bir kaç bayan arkadaşım da, bir kaç kişiye böyle yapıp olumsuz tepki aldıklarını söylediler ve şimdi kimseye sokulmuyoruz, içimize kapandık, dediler. Lan arkadaş, iki kişi için 98 kişiyi de yakıyosunuz, nasıl bir bakış açısıdır bu  demiştim. 
  Yüz kişiyle böyle konuşsan, en az ennn azz yirmisi hayatınıza neşe saçarrr. Laynnn vaz geçmeyin ilişki kurmaktan, sevişmiceksiniz alt tarafı sadece konuşacaksınız, (he sevişecekseniz de, o sizi bağlar ben karışmam)  dünya güzel insan kaynıyor onlar da bizi arıyorlar.

   Annemin lafıyla bitirelim "HAYATA DÖN YÜZÜNÜ, PAYINA DÜŞENİ ADAM GİBİ YAŞA" dedi bana, ben uğraşıyom hala, çok faydasını gördüm, siz de uğraşın buna değeceğini göreceksiniz :))

   

2 yorum:

ömer Eser dedi ki...

bir, anıları yaşar ömrümüze şahit olanların içimizde, bir de ömrümüze ömür katan, kahkahası bol, neşesi engindeniz, samimiyetin içtenliğin dibine pedallayan, güzel insanlar vardır, o güzel İzmir'de.

Semra Çetindağ dedi ki...

Tüm bu duygulara sahip, ne güzel ruhlar üşüşür bisikletin tepesinde İzmir're, birinin adını Ömer koymuşlar :)